Mehmet Sincar dosyasına ret kararı: ‘Faili meçhuller arasında ayrım mı yapılıyor?’

Mehmet Sincar dosyasına ret kararı: ‘Faili meçhuller arasında ayrım mı yapılıyor?’

İlke TV

5 Kasım 2026,Tuğba Özer

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, 33 yıl önce faili meçhul şekilde öldürülen DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’a ilişkin başvuruyu, “Yargılamalar devam ediyor” diyerek reddetti. Sincar ailesinin avukatı Bişar Abdi Alınak, Bakanlığın farklı dosyalarda yargılamalar devam etmesine rağmen harekete geçtiğini hatırlatarak karara tepki gösterdi. Alınak, “Adalet Bakanlığının bu yaklaşımı, yaşamını yitirenler arasında ayrım gözetilip gözetilmediğinin sorgulanmasına neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, 4 Eylül 1993’te Batman’da gerçekleştirilen silahlı saldırıda DEP yöneticisi Metin Özdemir ile birlikte öldürüldü. Sincar, bölgedeki faili meçhul cinayetleri araştırmak üzere Batman’a giden heyette yer alıyordu. Aradan geçen 33 yıla rağmen cinayet aydınlatılamadı.

Mehmet Sincar’ın eşi Cihan Sincar, eşinin öldürüldüğü 4 Eylül’de Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvuruda bulundu.

Başvuruda, Sincar ve Metin Özdemir cinayetlerinin mevcut yargılamalara konu edilen kişilerle sınırlı tutulmaksızın, kamu görevlileri, JİTEM ve Türkiye Hizbullahı ile bağlantısı bulunan tüm kişi ve yapıların ortaya çıkarılması talep edildi.

Dilekçede, Hizbullah yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar ile cinayetin talimatını vermek ve faili olmakla suçlanan Musa Özer, Sinan Yakut, Mithat Yılmaz, Rıfat Demir, Cihan Yıldız ve Mehmet Ali Geçer’in tutuklanması da istendi.

Ancak daire başkanlığı, yargılamaların devam ettiğini hatırlatarak araştırma talebini reddetti ve başvuru dilekçesini Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Başsavcılık da başvuruyu 26 Ekim’de, Hizbullah yargılamalarının devam ettiği Diyarbakır 4. ve 6. Ağır Ceza Mahkemelerine iletti.

Yazıcıoğlu ve Mumcu örneği

Aile adına başvuruyu yapan avukat Bişar Abdi Alınak, yanıtın Adalet Bakanlığının kendi uygulamalarıyla çeliştiğini belirterek öldürülen gazeteci Uğur Mumcu ve şüpheli şekilde yaşamını yitiren BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu dosyalarını örnek gösterdi.

Alınak, şu ifadeleri kullandı:

“Adalet Bakanlığı, Uğur Mumcu cinayetine ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamanın devam etmesini yeni araştırmaların önünde engel olarak görmemiş; cinayetin karanlıkta kalan yönlerinin ve arkasındaki bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini açıklamıştır. Uğur Mumcu cinayetinde devam eden yargılama, gerçeğin araştırılması için bir engel sayılmaz ve cinayetin karanlıkta kalan yönlerinin Bakanlığın güvencesiyle araştırılmaya devam edeceği vurgulanırken, Mehmet Sincar cinayetine ilişkin dilekçemiz neden belirtilen eksiklikler araştırılmaksızın, devam eden bir yargılama bulunduğu gerekçesiyle iki paragraflık bir yazıyla yerel makamlara gönderilmiştir?”

“Ayrım mı gözetiliyor?”

Alınak, benzer bir durumun Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında da yaşandığına işaret etti:

“Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin Kahramanmaraş’ta yargılama devam ederken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde özel bir soruşturma ekibi oluşturulmuş, yeni deliller araştırılmış ve onlarca kişi hakkında tutuklama kararları verilmiştir. Bakan Gürlek aynı görüşmede, ‘Devlet şahıslara, makamlara, mevkilere, unvanlara bakmaz’ diyerek olayın bütün sorumlularının araştırılacağı güvencesini vermiştir.

Aynı araştırma kararlılığının Mehmet Sincar cinayetinde gösterilmemesi, Sincar ailesinde ve toplumda ciddi bir eşitsizlik duygusu yaratmaktadır. Kürt halkının iradesini temsil eden seçilmiş bir milletvekilinin öldürülmesi, Adalet Bakanlığının yeniden araştırmaya değer bulduğu cinayetler arasında değil midir?

Adalet Bakanlığının bu yaklaşımı, Türkiye’nin aynı karanlık döneminde işlenen cinayetlerden bazıları için özel araştırmalar yürütülürken Mehmet Sincar cinayetinin mevcut yargılamaya havale edilmesi, yaşamını yitirenler arasında ayrım gözetilip gözetilmediğinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Bizim itirazımız diğer dosyalarda yürütülen çalışmalara değil, Mehmet Sincar cinayetinin de aynı ciddiyetle ele alınmamasınadır.”

İnsan Hakları Derneği verilerine göre, 1990-1999 yılları arasında 1964 kişi faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirdi.

1992’de öldürülen Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter ile 1994’te öldürülen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerinin aydınlatılması için de Adalet Bakanlığına başvuruldu.
Ancak bu başvurulara yönelik henüz bir adım atılmadı.

Mehmet Sincar – Metin Özdemir cinayeti

Mehmet Sincar, 4 Eylül 1993’te bölgede işlenen faili meçhul cinayetleri araştırmak üzere DEP milletvekilleri ve parti yöneticilerinden oluşan altı kişilik bir heyetle Batman’a gitti.

Saldırı, heyetin kentin en işlek caddelerinden biri olan 2. Cadde üzerinde halk ve esnafla görüşmeler gerçekleştirdiği sırada, Elma Sokak ile caddenin kesiştiği noktada gerçekleşti.

Sincar ile Metin Özdemir hayatını kaybederken heyette yer alan Ahmet Başkaya, Tenzile Tanzim, Veysi Işık ve DEP Milletvekili Nizamettin Toğuç yaralandı.

İşlek bir caddede gerçekleşmesine rağmen saldırıyı düzenleyenlere dair bir ize rastlanamadı. Yürütülen ilk soruşturma kapsamında saldırının failleri tespit edilemedi.

Cinayete ilişkin ilk bilgiler ancak 2000 yılında Hizbullah’ın İstanbul’daki hücre evine yapılan operasyonun ardından ortaya çıktı. Operasyonun ardından yakalanan Sinan Yakut, emniyetteki ifadesinde Mehmet Sincar’ın öldürülmesine ilişkin olarak Musa Özer ile kendisinin emir veren kişiler olduğunu, Rıfat Demir ile Hüseyin kod adlı şahsın tetikçi, Ali Geçer’in ise koruma konumunda bulunduğunu söyledi.

Daha sonra gözaltına alınan Hizbullah üyeleri Rıfat Demir ve Mehmet Ali Geçer, saldırıyı gerçekleştirdiklerini itiraf etti.

Mehmet Sincar ile Metin Özdemir cinayetleri, 2000 yılında açılan Hizbullah ana davasına dahil edildi.

Ancak cinayete ilişkin beyanlarda adları geçen Rıfat Demir, Musa Özer, Mehmet Ali Geçer ve Hüseyin kod adlı Cihan Yıldız, söz konusu iddianamede sanık olarak yer almadı.

2018’de mahkemelerden yeniden yargılama kararları çıktı. Bu süreçte cezaevinde bulunan birçok Hizbullah hükümlüsü, infazın durdurulması kararlarıyla tahliye edildi.

2026 yılında, Sincar’ın da aralarında bulunduğu 183 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Hizbullah lideri Edip Gümüş ile örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar hakkında yeniden yargılama sonucunda karar verildi.

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Temmuz’da görülen davada, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bozulan Gümüş ve Tutar’a “örgüt üyeliği” suçundan 7 yıl 5 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, sanıkların duruşmadaki tutumlarını “saygın” bularak iyi hâl indirimi uyguladı ve cezayı 6 yıl 3 aya düşürdü.

Mehmet Sincar ailesinin avukatları, mahkemeye dilekçe vererek mahkûmiyet kararını Yargıtay’a taşıdı.

Söz konusu kararı veren Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Sincar ailesinin taraf sıfatını kaldırdı. Böylece ailenin karara itiraz etmesinin yolu kapandı.